top of page

Akran Mentörlüğü: Akademide Yalnızlığınıza Çare

"Doktora yaparken ya da akademik süreçlerde kendinizi ne düzeyde desteklenmiş hissediyorsunuz?" sorusu benim için hep çok kıymetli olmuştur. Çünkü çok farklı örneklerini hem Türkiye'de hem Amerika'da doktora deneyimlerim süresince ve şimdi de akademideki mücadelelerimde gördüm ve görmeye de devam ediyorum. Özellikle doktorada, danışmanınız ya da diğer hocalarınız tarafından desteklenmek her zaman mümkün olmasa da kendinizi yalnız hissetmeyeceğiniz ve akademik anlamda beslenebileceğiniz farklı kaynakların da var olduğunu bilmek çok değerli. Akran mentörlüğü bunlardan sadece biri. Peki, nedir akran mentörlüğü? Kiminle ve nasıl yapılır? Süreç olarak nasıl işler? Nelere dikkat edilmeli? Bu gibi pek çok soruyu gelin beraber cevaplayalım.





Öncelikle mentörlük kavramını açıklayalım. İngilizce'de mentor (yani mentörlük yapmak) eylem olarak bir kişiyi, özellikle profesyonel yolculuğunun daha başında olan bir meslektaşı, yönlendirme ya da yetiştirme anlamına gelir. Kimler mentör olabilir sorusu ise görecelidir denebilir. Bazı akademik bağlamlarda, profesyonel anlamda çok ileride olan kişilerin de mentörlük desteğine ihtiyacı olabilir ve bu kişiler de ihtiyaçları doğrultusunda mentör(ler) seçip o kişi veya kişilerle çalışabilirler. Örneğin, profesör olarak görev yapan bir araştırmacı, yöneticilik anlamında bir pozisyona geçiş sürecinde mentörlük desteği alarak liderlik üzerine kendini geliştirebilir ve bu konuda daha profesyonel ve farklı deneyimlere sahip kişilerden ve onların deneyimlerinden beslenebilir. Mentör, danışman rolünde iken; mentee danışandır. Peki, akranlarımızla hem danışan hem danışman rollerini üstlenerek birbirimize destek olmak ve mentörlük yapmamız mümkün müdür? Elbette!




Ben akran mentörlüğünü/danışmanlığını Amerika'da doktora dönemimde danışman hocamın yönlendirmeleri ile öğrendim, deneyimledim ve geliştirdim. Danışmanım da doktora öğrencileri ile mentörlük modelini kendi danışmanı olan John Creswell'den öğrenip kendisinin ve öğrencilerinin ihtiyaçları doğrultusunda zaman içerisinde farklı formlarda uygulamış ve çok da faydasını görmüş. Akademide çok başarılı ve üretken insanlara baktığımızda, ki benim referanslarım karma yöntemler araştırması alanında lider konumundaki araştırmacılar oldu, onların en temel özelliklerinden birinin ekip kurmak ve iş birlikli çalışmak olduğunu düşünüyorum. Nitekim, bir Afrika atasözünde de belirtildiği gibi "Hızlı gitmek istiyorsan tek başına yola çık. Uzağa gitmek istiyorsan birlikte yola çık." ifadesi akademik anlamda üretkenliğin en güzel sloganı olabilir bence. Ekip işleri ile daha çok üretmek mümkün olduğu gibi, birilerine emek veriyor olmanın ve onlarla bilgi paylaşmanın getirdiği büyük bir birikimi ortaya çıkardığı da yadsınamaz. Ayrıca hangi konumda olursak olalım, her zaman herkesin bir başkasından öğrenebileceği yeni bir şey mutlaka vardır. Ben bunu daha çok çiçek dürbününden bakmaya benzetiyorum. Her birimiz aynı çiçek dürbününe baktığımızda gördüğümüz şekillerin ve renklerin bizlerde uyandırdığı deneyim ve farklı bakış açılarımızla bu görsellerin dışa yansımalarını farklı ifade edebiliyoruz. Dolayısıyla, birbirimizin bakış açısından da öğrenebileceğimiz çok şey olmalı, önyargılarımızı bir tarafa bırakıp sadece ve tek doğrunun kendimizinki olmadığının farkındalığı ile yaklaştığımız sürece.


Doktora danışmanımı model alarak, doktoramın son yıllarından itibaren çalışma ekibi (veya ekipleri) kurmaya ve ona paralel olarak akran mentörlüğünü geliştirmeye odaklandım. Paylaşacaklarım elbette benim deneyimlerimi yansıttığı için kişisel tercihlerin ve olanakların bağlamında değerlendirilmeli. Ayrıca bu deneyimler, tavsiye vermek değil de sizlerle bazı kişisel deneyimleri paylaşarak kendi yolculuğunuzda size neyin en uygun olduğunu karar vermeniz noktasında size destek olmak amacıyla yapılan paylaşımlar. As Americans say, take it with a grain of salt.


Ben doktora dönemimde akran mentörlüğünü farklı amaçlarım için farklı şekillerde uyguladım. Pandemi vurmadan hemen önce (15 gün kadar önce) hayatımla ilgili çok ciddi bir karar alıp dönem ortasında Amerika'da tam zamanlı çalıştığım işimden ayrılmıştım ve amacım tam zamanlı işimin bendeki haftalık 40 saati aşan iş yükünü ortadan kaldırmak ve zamanımı tamamen tezime ayırmaktı. Bunun maddi kayıp ve zorlukları bir tarafa, odaklandığım tek şey tezim için verilerimi toplamak, analiz etmek ve tezimi yazıp sunmaktı. Pandemi vurdu ve herkes evlere kapandı! Kendimi, "bu evrende yalnızım" diye hissetmemem için evrenden daha güzel bir mesaj gelebilir miydi bilmiyorum, yaşanan kayıplar için üzülsem de. Ancak pandeminin bana en büyük iyiliği, "işsizim" bunalımına girmek yerine, yeni bir gerçekliğin içinde kendime çevrim içi bir ortam yaratıp hesap verilebilir arkadaş grupları ile üretkenliğimi arttırmak oldu. Akran mentörlüğünü doktoramın ilk yıllarına kıyasla en aktif ve etkin olarak da bu süreç zarfında kullandım diyebilirim. Peki, neler yaptım?


1. Doktora danışmanımın bir diğer öğrencisi olan çok sevdiğim bir arkadaşımla her gün yazma seansları düzenledim. Basit bir şekilde her gün (ya da haftanın belirli günleri, kişisel programımıza göre) için takvim daveti gönderip Zoom gibi platformlar üzerinde buluştuk. İlk 5 dakikamız günlük check-in, nasıl hissediyoruz, o gün ne yemek yaptık gibi mental sağlığımızı korumak ve yalnız hissetmemek adına yaptığımız günlük konuşmalardı. Sonrasında, ikimiz de o gün için tezimizle ilgili neyi başarmak istiyorsak onu paylaşıyorduk ve herkes mikrofonunu kamerasını kapatıyor ve kendi tezi üzerine çalışıyordu. Görevler ya da günlük başarılmak istenen iş, veri temizliği, tablo oluşturma, referans listesi oluşturma, literatürü taramasını yeni arama ile güncelleme gibi büyük küçük pek çok farklı işi barındırabiliyordu. Amaç, birlikte çalışacağımız sürede işimize odaklanıp (telefonları ve sosyal medyayı sessize alıp tabii ki) kendimizi üretken hissetmekti. Bununla birlikte, haftada bir, mutlaka tezimizden bir bölüm (tablo, bulgular, verimizin yorumu gibi) paylaşıp birbirimizden geri bildirim istiyorduk. Geri bildirim isterken spesifik olarak hangi sorulara cevap arıyorsak sorularımızı soruyor ve onunla ilgili birbirimizden değerlendirme talep ediyorduk. Bu noktada belirtmeliyim ki en önemli unsur "yapıcı olmak." Zaten sizi sürekli eleştiren ve yapıcı olmayan biriyle akran mentörlüğü yürütmek ve çalışmak, size tükenmişlik hissi dışında bir şey verir mi bilemiyorum.


2. Akran mentörlüğü kapsamında bir de akran grubu kurdum. Grubumuzda yakın zamanda doktorasını bitirmiş olan arkadaşların yanı sıra, doktorasında tez önerisi ya da tez yazma aşamasında olan kişiler de vardı. Grubu kurarken dikkat ettiğim unsurlardan en önemlisi, herkesin ortak noktasının karma yöntemler araştırması olmasıydı. Bu seçimim biraz da amaçlı olarak grubun işlevinin ürettiklerimizi paylaşırken anlamlı ve yardımcı geri bildirimler vermeye yönelik olmasıydı. Grubu kurarken, "sizi bir araya getiren benim" edası yerine "hepimizin faydalanabileceği bir pratik topluluğu (community of practice) olalım" yaklaşımı önemliydi. Bunun bir parçası olarak da grubun kurallarını arkadaşlarla beraber belirledik. Ne sıklıkta buluşacaktık, hangi sırayla kimin materyallerinin paylaşılması ve geri bildirim verilmesi gerekecekti, gruptaki kişilerin rolleri nelerdi gibi pek çok konuyu ilk grup toplantımızda tartıştık. Tabii bunu yaparken, her toplantıda olması gerektiği şekilde, ilk toplantımız için bir ajanda gönderip tartışacağımız konular hakkında email yoluyla beyin fırtınası yaptık. Bir araya gelince de ortaya çıkan kuralları ve grubun yapısına ilişkin detayları beraberce netleştirdik. Örneğin, kurallardan biri "konuşurken bir başkasının sözünü kesmemek ve cümlesini tamamlamasını beklemek" iken, grubun fonksiyonları arasında yer alan geri bildirim verme konusunda bir yapı belirlemiştik. Geri bildirimler mutlaka toplantıdan en geç 1 gün önce geri bildirim isteyen kişiye gönderilecek, geribildirim istenen materyale göre materyal dosyasında ya da ayrı bir Word dosyası ile üç temel noktaya odaklanılacak: (a) çalışmanın/materyalin güçlü yönleri, (b) zayıf yönleri ve (c) geliştirilmesi için öneriler. Ayrıca grubun akran mentörlüğü anlayışına bağlı olarak tek bir liderin her şeyi organize etmesi yerine, her toplantı için bir kişinin önceden belirlenmesini ve o kişinin toplantıyla ilgili davet ve zoom linki gibi detayları organize etmesine karar vermiştik. Ek olarak, Microsoft OneNote üzerinden bir grup dosyası açıp her dönem için kim hangi oturumu organize edecek, hangi tarihlerde buluşacağız gibi detayları not alıp paylaştık. Böylece, kimsenin "ben unuttum, hatırlamıyorum" deme şansı olmayacaktı. Ayrıca, her kişi için OneNote içinde sürekli olarak (haftalık ya da aylık) güncelleme paylaşabileceği bir sayfa açıp toplantılardan en geç 3 gün önce yansıtmalarını paylaşmalarını istedik ki katılan herkes toplantı öncesi okuyup gelsin ve varsa sorusu sorsun. Bu yansıtmalar, bu hafta/ay boyunca başarılanlar, bir sonraki adımlar ve kişisel yansıtmaları içeriyordu (lessons learned).


3. Araştırma grupları kurdum. Akran mentörlüğünün en güzel yanının güçleri birleştirmek olduğunu düşünüyorum. Bir araştırma yöntembilimci olarak benim işim kişilere çalışmalarını tasarlamak, yürütmek ve raporlamak konusunda yardımcı olmak iken, farklı alanlardan kişilerle çalışmanın eşsiz katkılarından da beslendim hep. Bu nedenle, doktora döneminde olan ancak yayın yapma konusunda etrafından destek görmeyen arkadaşlarla bir araya gelip fikirlerimizi paylaşıp araştırma portföyü oluşturmak en büyük kazanımlarımdan biri oldu. Zira, şu anki işim de yönettiğim çalışma grubunun araştırma portföyünü belirlemek ve amiyane tabiriyle doktoradaki akran mentörlüğü deneyimlerimin ekmeğini yiyorum.


Sizler de bu ve benzer stratejiler kullanarak akran mentörlüğü yapabilirsiniz. Önemli olanın ne istediğinizi bilmek ve kendinize doğru soruları sormak olduğunu düşünüyorum:


  • Akran mentörlüğünden ne elde etmek istiyorum? (yayın yapmak, tezimi bitirmek vb.)

  • Kimler akran mentörlüğü yapma konusunda benim için doğru kişiler? (toksiklerden, sizi yeren, herşeyi sürekli eleştiren negatiflerden uzak durmak önemli bence)

  • Akran mentörlüğünün formatı ve yapısı nasıl olacak? (buluşma sıklığı, amaç doğrultusunda nelerin başarılmak istendiği vb.)

Bu ve aklınıza gelebilecek daha pek çok soruya cevap verdiğinizde akran mentörlüğünü oluşturmanız ve bu yaklaşımdan faydalanmanız mümkün. Bugüne kadar uyguladığım strateji ve yaklaşımların bunlarla sınırlı olmadığını söylemekle birlikte sizlerin deneyimlerini de öğrenmek isterim. Sizler neler yapıyorsunuz? Lütfen bizimle paylaşın.


Sağlıcakla kalın

Dr. Sinem Toraman Turk







165 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page